Vatanın ve Milletine seven herkes okusun
-
- Kayıtlı Üye
- Mesajlar: 49
- Kayıt: Çrş Mar 14, 2007 3:56 pm
- Konum: Türkiye
Vatanın ve Milletine seven herkes okusun
Su asağlık ermenilerin soykırım iddları bir kenara kendilerin ne kadar insafsız ve hain olduklarına bir defa daha sahit olalım
-
- Kayıtlı Üye
- Mesajlar: 49
- Kayıt: Çrş Mar 14, 2007 3:56 pm
- Konum: Türkiye
bu yazıyı lütfen okuyun ve es ve dostunuza mail atın
YÜREĞİNİZ DAYANIRSA OKUYUN ARKADAŞLAR !!!!!
Birinci Dünya Savaşı'nda Ingilizlere, 150 bin askerimiz esir>
düştü. Bu askerlerden bir kismi da Mısır'ın
Iskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare
Kampı'na hapsedildi. Kampın tam adı, 'Seydibesir Kuveysna
Osmanli Useray-i Harbiye Kampı'idi. Bu kampta, 1918'de
Filistin cephesinde esir düşen 16. Tumen'in 48. Alayı'na baglı
Osmanlı askerleri tutuluyordu. 12Haziran 1920'ye kadar iki
yıl boyunca her türlü işkence, eziyet,ağır hakaret ve
aşagılamaya maruz kaldılar. Bu insanlık dışı muamelenin
nedeni ise Ermeniler idi... Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni
tercümanların yalan, yanlış çevirileri ve kışkırtmaları
nedeniyle, kamplarin Ingiliz komutanları, azılı Türk düşmanı
kesilmişlerdi. Savas bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar
nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek,
Ingilizler'in işine gelmiyordu.Cünkü, olasi yeni bir
savasta, bu askerlerin yeniden karşılarına cıkabilecekleri,
Ermeniler tarafından, Ingilizlerin beyinlerine işlenmişti.
Çözüm toplu katliamdı... Askerlerimiz, mikrop kırma
bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına
sokuldu. Ancak suya normalin cok uzerinde krizol maddesi
katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi
nedeniyle haşlanıyorlardı. Ancak Ingiliz askerleri dipçikdarbeleri
ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarina izin vermiyorlardi.
Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi. Ancak
bu kez Ingilizler havaya ateş etmeye başladı. Askerlerimiz,
ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan
kaldıran artık göremiyordu. Cünkü gözler yanmıştı...
Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin
direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör oldu. Bu vahset,
25 Mayis 1921 tarihinde TBMM'de görüşüldü. Milletvekilleri Faik ve
Şeref beyler bir önerge vererek, Mısır'da esirlerin krizol banyosuna
sokularak 15 bin vatanevladının gözlerinin kör edildiğini, bunun
faili olan Ingiliz tabip, garnizon komutanı ve askerlerinin
cezalandırılması icin TBMM'nin teşebbüse geçmesini istediler.
Tabiiki yeni kurulan devletin bin türlü sorunu vardı. Bu hesap
sorma işide unutuldu gitti. Ama onlar
unutmuyorlar... Kendi ihanetlerini bile soykırım
ambalajına sarıp, dünya kamuoyuna sunuyorlar. En uzucu olanı da
malum birilerinin, bu karalama kampanyalarına çanak tutması...
ŞEHİTLERİMİZE SAYGINIZ VARSA 3 dakikanızı almaz
bu emaili arkadaşlarınıza göndermek.
ERMENİLER SOYKIRIM YAPILDI DIYE DÜNYAYI AYAĞA KALDIRIYOR BİZİM
TARİHİMİZDEN HABERİMİZ YOK.
Birinci Dünya Savaşı'nda Ingilizlere, 150 bin askerimiz esir>
düştü. Bu askerlerden bir kismi da Mısır'ın
Iskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare
Kampı'na hapsedildi. Kampın tam adı, 'Seydibesir Kuveysna
Osmanli Useray-i Harbiye Kampı'idi. Bu kampta, 1918'de
Filistin cephesinde esir düşen 16. Tumen'in 48. Alayı'na baglı
Osmanlı askerleri tutuluyordu. 12Haziran 1920'ye kadar iki
yıl boyunca her türlü işkence, eziyet,ağır hakaret ve
aşagılamaya maruz kaldılar. Bu insanlık dışı muamelenin
nedeni ise Ermeniler idi... Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni
tercümanların yalan, yanlış çevirileri ve kışkırtmaları
nedeniyle, kamplarin Ingiliz komutanları, azılı Türk düşmanı
kesilmişlerdi. Savas bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar
nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek,
Ingilizler'in işine gelmiyordu.Cünkü, olasi yeni bir
savasta, bu askerlerin yeniden karşılarına cıkabilecekleri,
Ermeniler tarafından, Ingilizlerin beyinlerine işlenmişti.
Çözüm toplu katliamdı... Askerlerimiz, mikrop kırma
bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına
sokuldu. Ancak suya normalin cok uzerinde krizol maddesi
katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi
nedeniyle haşlanıyorlardı. Ancak Ingiliz askerleri dipçikdarbeleri
ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarina izin vermiyorlardi.
Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi. Ancak
bu kez Ingilizler havaya ateş etmeye başladı. Askerlerimiz,
ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan
kaldıran artık göremiyordu. Cünkü gözler yanmıştı...
Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin
direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör oldu. Bu vahset,
25 Mayis 1921 tarihinde TBMM'de görüşüldü. Milletvekilleri Faik ve
Şeref beyler bir önerge vererek, Mısır'da esirlerin krizol banyosuna
sokularak 15 bin vatanevladının gözlerinin kör edildiğini, bunun
faili olan Ingiliz tabip, garnizon komutanı ve askerlerinin
cezalandırılması icin TBMM'nin teşebbüse geçmesini istediler.
Tabiiki yeni kurulan devletin bin türlü sorunu vardı. Bu hesap
sorma işide unutuldu gitti. Ama onlar
unutmuyorlar... Kendi ihanetlerini bile soykırım
ambalajına sarıp, dünya kamuoyuna sunuyorlar. En uzucu olanı da
malum birilerinin, bu karalama kampanyalarına çanak tutması...
ŞEHİTLERİMİZE SAYGINIZ VARSA 3 dakikanızı almaz
bu emaili arkadaşlarınıza göndermek.
ERMENİLER SOYKIRIM YAPILDI DIYE DÜNYAYI AYAĞA KALDIRIYOR BİZİM
TARİHİMİZDEN HABERİMİZ YOK.
-
- Kayıtlı Üye
- Mesajlar: 49
- Kayıt: Çrş Mar 14, 2007 3:56 pm
- Konum: Türkiye
mrb
hiç süpesiz kardesim bizim tarihimizi geçmisimizi çekemedikleri için onlarda yok bir Fatih,Beyazıd bir Yavuz. simdi ise gerek soykırım gerek dinsel yönden yıpratmaya calısıyorlar.ama tamamen bosuna tarihtede uğrastılar hala uğrasıyorlar uğrassınlar bakalım alırlar boylarının ölçülerini her zamanki gibi. :evil: :evil:
- esmer_jojuk
- Kayıtlı Üye
- Mesajlar: 360
- Kayıt: Pzr Kas 26, 2006 9:43 pm
- Konum: Türkiye
eğer
bu yazıyı bizimle paylaştığın için tsk ederim arkadaş.
benim yorumum:
EKONOMİK AÇIDAN GÜÇLÜ OLMAYAN BİR MİLLET ÇIRPINIŞLARI KARADA ÇIRPINAN BALIK GİBİDİR.YANİ İSTEDİĞİN KADAR ÇIRPIN SENİ DİNLEMEZLER VE BU DA ŞU ANDAKİ BRUMUMUZDAN FARKLI DEĞİL
ACI AMA GERÇEK....muhabbetle kalınnnn.
benim yorumum:
EKONOMİK AÇIDAN GÜÇLÜ OLMAYAN BİR MİLLET ÇIRPINIŞLARI KARADA ÇIRPINAN BALIK GİBİDİR.YANİ İSTEDİĞİN KADAR ÇIRPIN SENİ DİNLEMEZLER VE BU DA ŞU ANDAKİ BRUMUMUZDAN FARKLI DEĞİL
ACI AMA GERÇEK....muhabbetle kalınnnn.
Ben hayati NEDENSIZ ve TARIFSIZ yasarim,,,,,,
-
- Kayıtlı Üye
- Mesajlar: 49
- Kayıt: Çrş Mar 14, 2007 3:56 pm
- Konum: Türkiye
asd
Ekonomik acıdan cırpınan bir ülke olabiliriz ama yenilmeyen bir millet olduğumuz kesin tarihte yıgınla örnek var eğer istenirse bir örnek daha verilir yani hersey para ve okonomi değil eğer öyle osaydı amerikanın ırakta hiçbir askeri öldürülmezdi.dimi 8)
- esmer_jojuk
- Kayıtlı Üye
- Mesajlar: 360
- Kayıt: Pzr Kas 26, 2006 9:43 pm
- Konum: Türkiye
tabiii ki
tabii ki bizim tarihimizde ki zaferler unutulmaz ve unutulmayacaktır da ancak şu bir gerçek yine üstüne basa basa söylüyorum eğer şu anda dünya üzerinde söz sahibi olmak istiyorsak EKONOMİK açidan güçlü olmak zorundasınız.ben AMERİKAYI savunma gibi bir düşüncem yok ve tam tersi kimse benim kadar AMERİKAYA nefret püsküremez ancak görülen bir şey var ki amerika istediği zaman her şeyi yapabilecek güce sahip örn. olarak ingiliz askerlerini iran hükümetinin bırakması ki aksi bir durumda savaş kacınılmaz olacaktı.arkadasım HAYATDA HİÇ BİR ZAMAN DÜN YOKTUR HEP BU GÜN VE YARIN OLACAKTIR.EĞER MAĞZİYE GÖRE HAREKET EDECEKSEK ŞU ANDA DÜNYANIN HAKİMİYETİ BİZİM ELİMİZDE olacaktı.
Ben hayati NEDENSIZ ve TARIFSIZ yasarim,,,,,,
Çanakkale'yi Geçemeyenlerden Dinleyin
Karşımızdaki bir Türk siperinde silâhın ucuna takılmış beyaz bir iç çamaşırı yukarı kaldırılarak sallandı. Her taraf sessizliğe gömülmüştü. Her iki tarafın siperdekileri silahları üzerine doğrulmuş, dikkatle onu takip ediyordu. Siper ardından iri yapılı bir er yükseldi; Kesin tavırlarla yükselttiği çamaşırı silâhı sipere attı. Kendine güvenen tavırlarla yavaş yavaş yaralıya doğru ilerliyordu. Karşı taraf ve çevresiyle ilgilenmiyor; herkes donup kalmış Türk askerini seyrediyordu. Şaşkınlıktan kurtulabilen askerler Mehmetçiğe nişan almaya çalışıyorlardı. Türk askeri, hiçbir şeye aldırmadan yaralının yanına geldi. Nazik yumuşak hareketlerle yaralının kıyafetini düzeltti . Yaralıyı yerden kaldırdı. Yaralının kolunu omzuna koydu. Yavaş ve emin adımlarla yaralıyı bizim tarafa getirdi. Siperimizin üzerine yavaşça bıraktı, geldiği gibi kendi siperine döndü.
İngiliz siperlerinde şaşkınlık devam ediyordu!
İngiliz komutanı: "Korkak sıçanlar... cesaret örneği görün... Hele bunlarla birlikte aynı cephede savaşmanın tadına doyulmaz... Bu yiğit Türk çocukları keşke dostumuz olsalardı. Bu kahramanlarla savaş değil , dostluk yapmalı... Dostluk."
Bu Türk askerine teşekkür bile edemedik. Savaş alanlarında günlerce bu kahraman Türk askerinin cesareti, güzelliği ve insan sevgisi konuşuldu.
Şimdi okuyacağınız menkıbenin, insanlara çok çekici gelen ve aklınızda kolaylıkla yer eden bir yumuşaklığı ve tatlılığı vardır.
Çanakkale Savaşları'nda, Fransız kuvvetlerine komuta eden General Guro, savaş sırasında bir kolu ile bir bacağının bir kısmını, savaş sırasında bırakarak yurduna dönmüş. Daha sonra anlattığı bir savaş hatırasında şöyle diyor:
Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için çocuklarınızla daima iftihar edebilirsiniz. Hiç unutmam. Biraz evvel doğa çevremizde en nefis güzellikteydi.
Su çiçekleri, leylaklar, Peygamber çiçekleri, papatyalar bir gökkuşağı âlemi oluşturuyorlardı. Şimdi, savaş sahasında dövüş bitmiş, o güzelim tablo, kan revan içindeydi. Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk. Az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır kayıplar vermişlerdi. Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutmayacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk Askeri kendi gömleğini yırtmış, onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtasıyla bir konuşma yaptık: Niçin, öldürmek istediğin askere şimdi yardım ediyorsun? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi:
Bu Fransız yaralanınca yanıma düştü. Cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı. Bir şeyler söyledi! Anlamadım!.. Ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok! İstedim ki, o kurtulsun, ****** yanına dönsün!..
Bu asil ve alicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı!.. O anda gördüğüm manzaradan yanaklarımdan sızan yaşların donduğunu hissettim! Çünkü, Türk askerinin göğsünde, bizim askerinkinden çok daha ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutam ot tıkamıştı!..
Az sonra ikisi de öldüler!!!
Aziz okuyucu, sizlere yüzlerce menkıbeden tarayarak sunduğum bu olayların kahramanları bizim canımız, bizim cevherimizdir. Biz onların torunlarıyız. Övünelim, iftihar edelim, çünkü, o cevherin damarından geliyoruz. ve şunuda şuurumuzda bilmek gerekir türk milleti savaşırken ne paraya güvendi nede paraya esir oldu biz sadece ALLAH' ın rızasını kazanmak için çalışan bir milletiz
Karşımızdaki bir Türk siperinde silâhın ucuna takılmış beyaz bir iç çamaşırı yukarı kaldırılarak sallandı. Her taraf sessizliğe gömülmüştü. Her iki tarafın siperdekileri silahları üzerine doğrulmuş, dikkatle onu takip ediyordu. Siper ardından iri yapılı bir er yükseldi; Kesin tavırlarla yükselttiği çamaşırı silâhı sipere attı. Kendine güvenen tavırlarla yavaş yavaş yaralıya doğru ilerliyordu. Karşı taraf ve çevresiyle ilgilenmiyor; herkes donup kalmış Türk askerini seyrediyordu. Şaşkınlıktan kurtulabilen askerler Mehmetçiğe nişan almaya çalışıyorlardı. Türk askeri, hiçbir şeye aldırmadan yaralının yanına geldi. Nazik yumuşak hareketlerle yaralının kıyafetini düzeltti . Yaralıyı yerden kaldırdı. Yaralının kolunu omzuna koydu. Yavaş ve emin adımlarla yaralıyı bizim tarafa getirdi. Siperimizin üzerine yavaşça bıraktı, geldiği gibi kendi siperine döndü.
İngiliz siperlerinde şaşkınlık devam ediyordu!
İngiliz komutanı: "Korkak sıçanlar... cesaret örneği görün... Hele bunlarla birlikte aynı cephede savaşmanın tadına doyulmaz... Bu yiğit Türk çocukları keşke dostumuz olsalardı. Bu kahramanlarla savaş değil , dostluk yapmalı... Dostluk."
Bu Türk askerine teşekkür bile edemedik. Savaş alanlarında günlerce bu kahraman Türk askerinin cesareti, güzelliği ve insan sevgisi konuşuldu.
Şimdi okuyacağınız menkıbenin, insanlara çok çekici gelen ve aklınızda kolaylıkla yer eden bir yumuşaklığı ve tatlılığı vardır.
Çanakkale Savaşları'nda, Fransız kuvvetlerine komuta eden General Guro, savaş sırasında bir kolu ile bir bacağının bir kısmını, savaş sırasında bırakarak yurduna dönmüş. Daha sonra anlattığı bir savaş hatırasında şöyle diyor:
Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için çocuklarınızla daima iftihar edebilirsiniz. Hiç unutmam. Biraz evvel doğa çevremizde en nefis güzellikteydi.
Su çiçekleri, leylaklar, Peygamber çiçekleri, papatyalar bir gökkuşağı âlemi oluşturuyorlardı. Şimdi, savaş sahasında dövüş bitmiş, o güzelim tablo, kan revan içindeydi. Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk. Az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır kayıplar vermişlerdi. Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutmayacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk Askeri kendi gömleğini yırtmış, onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtasıyla bir konuşma yaptık: Niçin, öldürmek istediğin askere şimdi yardım ediyorsun? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi:
Bu Fransız yaralanınca yanıma düştü. Cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı. Bir şeyler söyledi! Anlamadım!.. Ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok! İstedim ki, o kurtulsun, ****** yanına dönsün!..
Bu asil ve alicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı!.. O anda gördüğüm manzaradan yanaklarımdan sızan yaşların donduğunu hissettim! Çünkü, Türk askerinin göğsünde, bizim askerinkinden çok daha ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutam ot tıkamıştı!..
Az sonra ikisi de öldüler!!!
Aziz okuyucu, sizlere yüzlerce menkıbeden tarayarak sunduğum bu olayların kahramanları bizim canımız, bizim cevherimizdir. Biz onların torunlarıyız. Övünelim, iftihar edelim, çünkü, o cevherin damarından geliyoruz. ve şunuda şuurumuzda bilmek gerekir türk milleti savaşırken ne paraya güvendi nede paraya esir oldu biz sadece ALLAH' ın rızasını kazanmak için çalışan bir milletiz
_beni ben yapan içimdeki _
- yilmaz.sahin
- Forum Yöneticisi
- Mesajlar: 2053
- Kayıt: Cmt Tem 15, 2006 2:08 am
- Konum: İstanbul
- İletişim:
dedesini tanımayan torunlara yazıklar olsun
Bu vatan kimin, toprağın kara bağrında yatan kefensizlerin. Şehadet muhafızlarının. Dedelerimizin hasılı. Günümüzde dedesini tanımayan torunlara yazıklar olsun. Aktardığın için sağol tokad_i, güzel bir yazı.tokad_i yazdı:Aziz okuyucu, sizlere yüzlerce menkıbeden tarayarak sunduğum bu olayların kahramanları bizim canımız, bizim cevherimizdir. Biz onların torunlarıyız. Övünelim, iftihar edelim, çünkü, o cevherin damarından geliyoruz. ve şunuda şuurumuzda bilmek gerekir türk milleti savaşırken ne paraya güvendi nede paraya esir oldu biz sadece ALLAH' ın rızasını kazanmak için çalışan bir milletiz
"Söz uçar yazı kalır"
-
- Kayıtlı Üye
- Mesajlar: 49
- Kayıt: Çrş Mar 14, 2007 3:56 pm
- Konum: Türkiye
slm
unutmayalım tarihimizi bilmessek yok oluruz geçmişten ders çıkarmazsak mahfoluruz esmer_jojuk kardesim.onun için gecmisimizde söle olsaydı böyle olsaydı demeyelim ondan cıkaracağımız sonuc önemli.Amerika büyük güç olmus nasıl olmus aynı sekilde ingiltere almanya nasıl olmuslar acaba devletlerini kurduklarında altın bir dağ yoktu ellerinde ordan alıp alıp böyle olmadılar Almanya 1.dünya savasında süper güç devletlere karsı resmen tek basına carpıstı ekonomide onlardan üstün yoktu ne oldu ta ingiltereyi londrayı bonbaladı demek ki hersey para ve ekonomi değil.İnanc ve azim önemli onlarda bizde yani TÜRK Milletinde varolusumuzdan bu yana hulardan günümüze kadar sürmekte hangi millette hangi asker savasta can vermek ister.BU arada Çanakkale destanımızıda bir okumanı ve orada hangi devletlere karsı hangi donanmaya karsı hangi imkanlarla hangi parayla nasıl onları bertaraf ettiğimizi okumanı isterim. 8)
- esmer_jojuk
- Kayıtlı Üye
- Mesajlar: 360
- Kayıt: Pzr Kas 26, 2006 9:43 pm
- Konum: Türkiye
slm.güzel arkadaşım bana canakkelenın nasıl kazanıldıgını EN ÖNEMLİSİDE bu toprakların bu vatanın nasıl kazanıldığını bana anlatma sanırım ben senden daha iyi bildiğimi sanıyorum.ekonomik açıdan guclu olan ülkelerin hepsi SÖMÜRGECİ ülkeler tamam yani ben onun bunun güçlü olugunu söylüyürum ama onları nasıl kazandıklarını yani dunyadakı ınsanların canını yaka yaka elde ettiklerini biliyorum ama benim anlatmak istediğim bu değil artık bazı BİRİMLERİN emrinden örn.IMF.ABgibi cıkmak gerekir bunun icinde yıne soyluyorum EKONOMİK acıdan güçlü olmak gerekir.zannetme ki havadan sudan konususyorumbazı konularda bilgim olmasa heralde yorum yapmam.Ama görüyorum ki cok duygusal davranıyoruz.
Ben hayati NEDENSIZ ve TARIFSIZ yasarim,,,,,,
-
- Kayıtlı Üye
- Mesajlar: 49
- Kayıt: Çrş Mar 14, 2007 3:56 pm
- Konum: Türkiye
slm
sen bosver nefretim parmaklarına yazık cool ol sen takıl hayata nasıl olsa fani 8)
- esmer_jojuk
- Kayıtlı Üye
- Mesajlar: 360
- Kayıt: Pzr Kas 26, 2006 9:43 pm
- Konum: Türkiye
arkadaşlar size bi sorum var
free ne demek
coo ne demek ben türkçe biliyorum yabancı dilim yok hiçte heveslenmedim bunları bi açıklasanızda bana ne demek istediniz bi anlasam :roll:
free ne demek
coo ne demek ben türkçe biliyorum yabancı dilim yok hiçte heveslenmedim bunları bi açıklasanızda bana ne demek istediniz bi anlasam :roll:
http://nefretim1971.blogcu.com/
iyi şanslar
iyi şanslar
- yilmaz.sahin
- Forum Yöneticisi
- Mesajlar: 2053
- Kayıt: Cmt Tem 15, 2006 2:08 am
- Konum: İstanbul
- İletişim:
Çanakkale ecdad ile cool un free nin ne alakası var?
Bazen bir konu başlığı açılıyor bu güzel konuda olduğu gibi. Sonra ikili yazışmalar sonrası konudan sapılmış bambaşka bir yere gelinmiş. Hepinizden ricam, bir mesajı karşı tarafın size kasıtlı ya da muhakefet olsun diye bıraktığını düşünmeden okuyup yorumlayınız. Çünkü bazen sataşma sandığınız mesajlar tebessümle bırakılmış olabilir. Önemli olan paylaşımınız. Ama unutmamalıyız ki her mesajımız kişiliğimizin küçükde olsa bir yansımasıdır.
"Söz uçar yazı kalır"
-
- Kayıtlı Üye
- Mesajlar: 49
- Kayıt: Çrş Mar 14, 2007 3:56 pm
- Konum: Türkiye
slms
gercekten arkadaslar Yılmaz abi haklı biz konularmızı bırakıp 2li tartısmalara girdik ben bu topici bunun için acmadım.Eğer güzel destanlarımızla karsılasırsanız internet veya baska bir ortammda bizimle paylasın oki.eğer istemeyerek birini kırdıysam üzgünüm.yazılarınızı bekliyorum. 8)
yahu tek dedigim takmayın kafanızı relax demiştim yani herkes herşeyi biliyor birbirinizde aynı şeyler için mücadele ediyodunuz iki tarafta memleketini seven taraftı biri bugün güçlü olmalıyız diyordu öbürüde türklere yapılan eziyeti çileyi anlatıyordu yani herkes haklıydı ve herkes dogruyu söylüyordu türkiye için ondan takmayın kafanızı rahat olun demiştim hay demez olaydım :) :)
http://nefretim1971.blogcu.com/
iyi şanslar
iyi şanslar